Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Her gün fink attığım internet aleminde benim de bir izim olsun istedim. Sevdiğim,nefret ettiğim,yaptığım,aldığım,izlediğim,dinlediğim,gördüğüm,yediğim,içtiğim,taptığım ne varsa topladım buraya...Ve yavruto@gmail.com' dayım.

21 Aralık 2012 Cuma

1 TIK 1 MAMA 1 HAFTADA 1000 MAMA


Duyarlılığı arttırmak ve yardımcı olmak sizin elinizde. Hadi bir postta hayvanlar için.



Sokak hayvanları için çok güzel bir kampanya var. Dün tesadüfen tv'de gördüğüm bu kampayayı blogumda duyurmak aklıma geldi. Neden olmasın neden benim gibi düşünen başkalarını bulabilecekken sadece ben beğeneyim ki diye düşündüm.

Yedikule Hayvan Barınağı'nın facebook sayfasını inceleye bilirsiniz.

Kampanya'ya mama sağlayan Pati Market'in facebook sayfasını beğenmeniz yeterli. Hafta'da 1000 beğeni yeterli oluyor.




10 Kasım 2012 Cumartesi

3 Kasım 2012 Cumartesi

Favori İkilim

Yemek yapmayı da seviyorum ama süslemek-sunmak benim için çok daha keyifli.
Favori ikilim…
Kremalı mantar soslu makarna ve beyaz şarap.



22 Ekim 2012 Pazartesi

Güneş ve Kaymaklı Dondurma


     Komşumuz Sebahat Teyze vardı. Bembeyaz saçlı bir anneanneydi. Prova mankenin üstünde hep farklı bir kıyafet vardı.Ankara Devlet Tiyatrosu için kostüm dikerdi.

     Ama Sebahat Teyze benim için,evde kaymaklı dondurma yapabilen tek kadındı.Çubuğu bile olurdu o dondurmanın,mis gibi süt kokardı. Dondurmanın tadı hala damağımda.
 Ve güneşi en az o dondurma kadar özlüyorum.


8 Ekim 2012 Pazartesi

-Keyifli Bir Hafta Sonu –



     Sanırım hayatta en çok istediğimiz şeylerden biri güzel geçirebilecek hafta sonları. Bu hafta sonu tam da bu dileğe karşılık geldi. Beraber vakit geçirmekten çok memnun olduğumuz arkadaşlarımızın evine cumartesi kahvaltısına davetliydik.


5 Eylül 2012 Çarşamba

...Tatil...


                      Uzun ve güzel bir rüya gördüm. Şimdi uyandım ve İstanbul'dayım.

24 Temmuz 2012 Salı

Pikselli Elbise

     Yanımda fotoğraf makinem olmadığında kafamın içinde binlerce fotoğraf birikiyor. Beynim bir nevi hafıza kartı görevi görüyor. Fakat bu hafıza kartı her fotoğraf karesinden sonra kendi kendini biçimlendiriyor ve geriye içi boş bir hafıza kartı  kalıyor.
     Ertelenen fotoğraf kareleri çoğaldıkça çoğalıyor. Fotoğraf makinesiz anlarda göz bebeğimle odaklanma yapıp, göz kapağımı her kırpışımda saniye 3 kare fotoğraf çekebiliyorum. Ama gene de elim boş.

19 Temmuz 2012 Perşembe

Kuruşluk Mutluluk


          Annesi beyaz t-shirt ve şort giydirmiş yollamış işe oğlunu.
Markette poşetleme işine yardım ediyor.
Bütün gün sahip olmadığı ürünleri poşetlere koyup size uzatıyor.
Gönlümüzden kopacak bozukluklara talim...
       Bu sabah çok masum bir erkek çoçuğuyla karşılaştım.
Bozukluklarımdan(!) arındım, saçını okşadım, teşekkür ettim.

10 Temmuz 2012 Salı

♥ ♥ ♥ Anne Eli ♥ ♥ ♥

    Ailemin Ankara'da benim ise İstanbul'da yaşıyor olmamdan dolayı sıklıkla anne baba ziyaretine nail oluyoruz. Bu dönem benim en rahat olduğum zamanlardır. Eve geldiğimde yemek hazır olur, dün yıkanmış çamaşırlar ütülenmiş halde ortadan kalkmıştır,buzluğa yeni sebzeler eklenmiş,bulaşık makinası boşaltılmış ve sürahi her daim su ile doludur...
   
   Tüm bunların yanı sıra eve geldiğimde zile basmak ve kapının açılması harika bir duygu. Dün eve girdiğimde bazanın altı açılmış eşyalar etrafa saçılmış  evin iki odası kullanılmaz hale gelmişti. Kapının kenarından sevimli bir surat ''iyi erken geldin, hadi şunları bi yerleştirelim'' dediğinde tüm yorgunluğunuza rağmen söz dinlemek ise anne sevgisidir.


   Etraf toplanıpta eşyalar yerleştikçe gözünüze çok tanıdık fakat neden pembe kovanın kenarından sarktığını anlamadığınız bir cisim çarpar.Üstelik yan tarafta bulunan o uzun etiketide hala üzerindedir.Hafifçe o cisme doğru yaklaşırsınız ve yok canım,hadi beee ordan.. gibi terbiyeli bir kadına hiçte yakışmayacak largelıktaki bazı sözcükler dudaklarınızdan istemsizce dökülmeye başlar.
Akabinde bu ve buna benzer bir dialog doğar.

 - Anne bu bluzu nerden buldun.
 - Sepetten aldım. (Doğruydu, 1 ay kadar önceydi.İstanbul'a yaz henüz gelmişti ve ben yazlıkları çıkarırken o bluzu yumuşatıcı kokmuyor diye temiz fakat yıkanması gerekenler sepetine eklemiş ve  depo görevi gören ebeveyn banyosuna koymuş(tıkmış da olabilirim)dum.)
 - Hangi sepetten ?
 - Belediye'ye vereceklerim var demiştin ya onların arasından.
 - Ne alakası var anne. Onlar onlar değil ki.... Peki ne yapıyorsun bununla.
 - Camların önünü siliyorum.
 - Anne bula bula Zara bluzumu mu buldun.
 - penyesi iyi su çekiyor.

    Anneler için bluzun rengi,sezonu,fiyatı,markasının hiç bir önemi yoktur. Önemli olan el kadar olmaması ve iyi su çekmesidir. Evdeki microfiber ve cam bezi eski köye yeni adet getirmektir. Ve bir anne için konu temizlik ise gerisi teferruattır. Aslolan anne elidir...Feda olsun benim elma kurduma.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Fotoğraf Makinasından Aksesuar Olur Mu ?

          Yaptım olacak :))
           Başka çarede yok zaten. Uzun süredir aradığım ama bir türlü bulamadığım fotoğraf makinası baskılı t-shirtü geçen hafta Mudo'da buldum.


27 Haziran 2012 Çarşamba

Büyükada... Pazar Ekinizi Israrla İsteyiniz.


             Eğer haftasonu olmuş ve günlerden pazar ise rahat bir ayakkabıya ve spf 50 faktörlü güneş koruyucu kreme olduğu kadar cesarete de ihtiyacınız var. İlk gidişiniz ise korkmayın,gidin olsun bitsin. Dönüşte akıllanmış olacağınızdan hiç şüpheniz olmasın. Bu yılın ilk ada çıkarmasını yapmış bulunuyoruz. Her gidişimde ayrı sevdiğim, tekrar tekrar hayran kaldığım Büyükada sevgim adanın yüz ölçümü kadar büyük sanırım. Kendisiyle ilk tanışmam 2 mayıs 2009 tarihine rastlıyor. O derece net hatırlıyorum :))

21 Haziran 2012 Perşembe

♥ ♥ Uyuyan Güzel ♥ ♥

        Mor renge olan sevgim durdurulamaz bir biçimde büyürken, bir yıl önce aldığım ve giymeği unuttuğum ayakkabılarım ne giyeceğim telaşına düştüğüm bir sabah aklıma geldiler.


      Nasıl olmuştu da unutmuştum seni. Halbuki ne de çok sevmiştim. Ayağıma 1 numara büyük olman bile engelleyememişti beni. Zaten ayak numaram buçuklu bile sayılırdı. Nasıl zihnimden silindiyse anımsadığım kadarıyla rengi lilaydı.Olsun mora yakın diye kendimi teselli etmiştim. Kutunun kapağını açtığımda baya bi mor göründüler gözüme. Hal böyle olunca sevincimde ikiye katlanmış oldu.
     Yazın vazgeçilmezi kot şort, beyaz tshirt ikilisini tamamlayan bu güzele kendisiyle uyumlu mor saatimi de takmayı hiç ihmal etmiyorum. O saat nasıl mı? Hemen hatırlatayım,işteeeee burda :)))
    Bir rengi sevmek ve onunla hatırlanmak çok güzelmiş. Özellikle de eşim mor renkli her hangi birşey gördüğünde hemen alır. Masalın en güzel yanı da bu sanırım... 

16 Haziran 2012 Cumartesi

Sapanca'da Bir Gün

    Geçen hafta bugün ilk defa Sapanca'ya gittim. Yıllarca Ankara-İstanbul arası gidip gelirken yanından geçerdim. Ormanlık alanların aralarında ufak tefek evler görüp sahiplerine de bir o kadar kızardım. Yakından görmek, keşfetmek yeni nasip oldu. 


11 Haziran 2012 Pazartesi

Ruh Detoksu,Yaz Modu..

Bu aralar;

Güneşle aşık atasım var.
Bol bol limonata içesim var.
Saat: T-Box    

28 Mayıs 2012 Pazartesi

UK Part3 :Parklar - Bahçeler

Londra'ya gidipte parkları dolaşmamak imkansız. Çünkü her yer park bahçe. Örneğin hem gezeyim hemde zamanda kazanayım dediniz ve metroyu kullanmaya karar verdiniz. Ohh ne güzel çabucakta geldim şimdi bol bol etrafa bakarım,sakin alanlarda fotoğraf çekerim diye planladığınız tüm gezinizi.Ama işler genelde umulduğu gibi olmaz. 

23 Mayıs 2012 Çarşamba

UK Part2: Londra'dan Kareler

Dikkat bol fotoğraf içerir...

Bir haftalık İngiltere ziyaretine bir kaç şehir,bol tren ve taksi yolculuğu,yaklaşık 2000 adet fotoğraf, bir doğum günü, bir İskoç-Türk ortak yapımı düğün ve bol anı sığdırdım.Londra'da geçen bir günün ardından elde kalan fotoğraflar eşliğinde ben anılarımı tazeleyeyim, siz de bana eşlik edin.


15 Mayıs 2012 Salı

UK Part 1: Birmingham'dan Kareler

Gezmeye,dolaşmaya programlanmış bünyeler uçaktan indikten sadece 2-3 saat sonra soluğu Birmingham şehir merkezinde alır. Birmingham'a Burton bölgesinden ulaşmanın en hızlı yolu tren. Herkesin bildiği gibi İngiltere bu konuda lider. Hem Londra’da ki metro ağı, hem de şehirler arasında ki bağlantıyı sağlayan tren ağları çok hızlı.Hem de aksaklık olmadığı takdir de dakik.
Burton'dan Birmingham'a gidiş - dönüş kişi başı 11 pound. Yani 33 lira kadar.
Sadece 3 durak gittiğimizi ekledikten sonra ulaşımın pek de ucuz olmadığını anlamışsınızdır.

Fotoğrafta da gördüğünüz gibi trenin geçtiği güzergah rengarenk.
                           

8 Mayıs 2012 Salı

Seyahatzede

Yaklaşık on gündür internetle aramdaki bağı kendi özür irademle sonlandırdım.

21 Nisan 2012 Cumartesi

Dantel+Glitter+Portföy

Birbirini tamamlayacak parçaları fırsat buldukça alıyorum.Çoğunlukla da  tesadüfi bir şekilde karşıma çıkarlar.



12 Nisan 2012 Perşembe

Fondöten Almayı Başarmak

Bu aralar aldığım kozmetik ürünlerden pek bi memnun kalır oldum. Hayırdır inşallah. Önce nemlendiriciler,sonra bu fondöten.Pek fondöten  kullanan ve alan biri olmadığım için bu benim için büyük bir başarı.Sanırım bu aldığım bu güne kadar ki üçüncü fondöten. Bir tanesini zaten epey koyu almıştım bir diğerini de çok açık, onları da  karıştırıp kullanmıştım. Fondöten yerine kullanımı daha kolay olan pudrayı kullanmışlığım elbette var. Onda da birçok defa yanlış seçimlerim oldu. Kimi zaman koyu, kimi zaman çok beyaz ve kimi zaman sadece transparan bir pudra ile döndüm eve. Son iki pudram hariç, bu seçimimde hep yanlış oldu.  

6 Nisan 2012 Cuma

Elbise Avı

Düğün hazırlıklarında sona geldim. Kıyafet,çanta,ayakkabı olayını bitirdim denebilir.İki elbise,bir ayakkabı ve bir ceket ile  herşey neredeyse tamam. Çanta, takı gibi parçalar zaten evde mevcuttu.

30 Mart 2012 Cuma

Haftasonundan Önce...Sabrımdan Sonra.

Sevgili DEMETOLOJİ'nin bugün ki postunu okuyunca, bu tarz komiklerle ne kadar sık karşılaştığımı fark ettim.
Yakın tarihte buna benzer bir olayı ben de yaşadım.. Komik mi traji komik mi ona da siz karar verin.
Şirket muhasebeleri karmaşık ve yoğundur.Muhasebe zaten başlı başına karmaşıktır.Bütün gün zaten alev saçan masalar, sürekli aktarılan telefonlar, türlü türlü insanlarla-çalışanlarla muhattap olursunuz.Hem alakalı hem alakasız her durumdan sizi sorumlu tutarlar. Bilinçsiz çalışanı Allah düşmanımın başına vermesin..


Gelelim asıl hikayeye..
İşe yeni alınan bir personel.Her çalışana uygulanan rutin süreç bu personel içinde başlatıldı. Öncelikli olara yeni hesap açılışı gerekli. Aman bizden maaşını alsında ne olursa olsun mantığındayız.Önce maaş..Çünkü herkes para kazanmak için çalışıyor. En hassas konu bu.

29 Mart 2012 Perşembe

Gibisizim !!


Hasta gibiyim..
Turp gibiyim..
Kötü gibiyim..
Bomba gibiyim..
Ot gibiyim..
Zımba gibiyim..
Fıstık gibiyim..
Aslan gibiyim..
Sarhoş gibiyim..
Dağ gibiyim..
Yabancı gibiyim..
Kuş gibiyim..
Hırçın bir deniz gibiyim..
Kaybolmuş gibiyim..
Kral gibiyim..
Matruşka gibiyim..
Evimde gibiyim..
Çoçuk gibiyim..
Rüyada gibiyim..
Cennette gibiyim..
Dokunsalar ağlayacak gibiyim..
İyi gibiyim..

Geçenlerde bir arkadaşım..
- Bu arada nasılsın diye sordu.
- İyiyim..Gibilerimi attım,uzun zaman oldu..Ve iyide oldu. diye yanıtladım.
Gibilerden arınınca hayat çok daha iyi olacaktır.

28 Mart 2012 Çarşamba

Ayakkabı Avı

Bu aralar yoğun bir alışverişin  içindeyim. Yalnız ben değil tabi ki eşimde bu yapının içine mecburi bir dalış yaptı.Ve kendisi alışverişten hiç hoşlanmaz. Şarküteri reyonundan aldıklarını saymaz isek tabi :) İki haftadır haftanın 2-3 gününü iş çıkışı ve hafta sonlarımı avmlerde geçiriyorum. Düğün hazırlığı çok ama çok zor. Bunu tekrardan hatırlamış bulunuyorum.  

27 Mart 2012 Salı

Ne İzlesek - The Help


Gecikmeli de olsa sonunda izleyebildim. ''Stil Direktörü'' 'nün tavsiyesi üzerine epey bi hevesle The Help'in peşine düşmüştüm. Enfes bir salata eşliğinde geçtik tv karşısına.

20 Mart 2012 Salı

Yüzyılın Sorunu: Evlenme Teklifi

     Koca dediğin her biçimde sömürülmeye müsait olmalı. Bu onun üstünden yaptığım ilk post değil. Hemen bir önceki yayında kullandığım fotoğraflara bakıp bunu görebilirsiniz...
Demek ki kendime miskin derken hiçte abartmamışım. Hala miskinlik yapmaya devam ediyorum. Hafta sonu  hava güzel olunca tüm diğer depresif İstanbul'lular gibi bizde dışardaydık ve nereye gideceğimizi şaşırmıştık.

18 Mart 2012 Pazar

Güneşi Üstünde İstanbul'dan

 Dün tarihi yarımada da adım atacak yer yoktu. Bugün ise hava dünden de güzel. Ben mi ? ..Güneş depolamaya gidiyorum :)) Hemen dönmeyebilirim.

Kareler eşimin vizöründen..

15 Mart 2012 Perşembe

Miskin..

Bu aralar böyleyim. Öylece oturasım var. Bana biçilmiş görevlerin dışına çıkamıyorum. Haftasonu hiç bitmesin. Pijamalar üstümden hiç çıkmasın istiyorum. Sanırım havalar güzelleşmedikçe bende iyileşemeyeceğim. Yapacaklarımın listesi uzadıkça uzuyor.Listemdekileri kelime kelime seçip uç ucu eklesem beni mumyalayacak bir şerit çıkar sanırım.
Hava soğuk ve yağışlı olunca dışarı çıkmak insanın gözünde büyüyor. Akabinde de çıkamıyor zaten..Hazır evin içinde bolca vakit bulmuşken uzun zaman önce bir blogda Ninja Turtles'ların oje ile uygulanışına rastlamıştım. Kim bilir şimdi nerde,nasıl bulucam.Aklımdaki haliyle ve elimde yeşil ve kırmızı ojeyle tek parmağıma Rafael'i yapmayı denedim.En kavgacısı,en arsızı,en haylazı olsunda silkeleneyim istedim. Ee fenada olmadı,yani oje denemesini başarıyla tamamladım. Hazır PS2'de kuruluyken birazda oynadım. Ne mi oldu hala miskinim.

9 Mart 2012 Cuma

Tatil Kısa..Hızlı Yaşa.

Mesainin bitmesine sayılı dakikalar kala kafamda hafta sonunu yaşadım ve bitirdim :))  Herşeyi programladım. Tek rakibim hava durumu. Güneşi kandırıp kendi safıma çekmeyi başarabilirsem tüm İstanbul  duacım olucaktır. Güneşli, sıcak, parlak ve temiz bir İstanbul'la gelecek güzel bir hafta sonu diliyorum.

1 Mart 2012 Perşembe

1 Yıl 2 Ay Turtası

      Çok nadirde olsa hamur işi olayına el atıyorum. Tabi daha önceden en az bir kere yapmışlığım olan tarifleri tercih ediyorum.
      Bi cumartesi günü evdeki işlerimi bitirdikten sonra kalan enerjimi yatıp yuvarlanarak harcamak yerine tart yapmak için harcadım. Sonuç neyseki beni utandırmadı. Ağız tadıyla yedik. Aslında evde biri bunları yapsa ben sadece süslesem o kadar güzel olur ki.


       Ben tarifi internetten bulmaya kalktım anonim bi tarif oldu çünkü kimisi yoğurt kimisi süt koymuş. Evde ne varsa onu uygulayın siz.
       Evde kuru üzüm kalmadığı için içine üzüm atmadım. Elma,ceviz,birazcık şeker ve tarçın bence yeterlidir. Sevenler kuru üzünde ekleyebilir.

Malzemeler :
1 bardak yoğurt,
1 bardak toz şeker,
1 paket margarin (250 gr, eritilmiş), - tarifte böyle yazıyordu ama ben biraz daha az koydum. Yağdan mümkün oldukça uzak duruyorum.
1 yumurta,
1 çay kaşığı az kabartma tozu
Un (kıvam alıncaya kadar)
Önce un hariç tüm malzemeleri karıştırıp sonra kıvamı buluncaya kadar unu azar azar ekledim. Kıvamı tutunca iyice yoğuruyordum. Hatta biraz da oynadım galiba. Ama çok fazla yoğurulması gerekiyor diye yazanlar vardı bende daha önceden buzdolabına attığım bir tarif vardı onu hatırladım ve halde böyle olunca azcık buz dolabına attım.
İç Malzeme:

3-4 Elma (rendeleyin),
2 yemek kaşığı toz şeker. İki malzemeyi pişirdikten sonra içine yarım su bardağı kadar iri dövülmüş ceviz ve tarçını (1 tatlı kaşığı kadar) ekliyorsunuz.Tarçını ve cevizi en son ekliyoruz ki ceviz harcın rengini siyaha çevirmesin zaten pişince baya koyulaşıyor. Tarçının da kokusu gitmesin.
    Tartın üstündeki kafesi kalan hamuru  açtım ve oklavanın kalınlığında şeritler keserek yaptım. Kalpler de bıçağımın ustalığı- aman ne kadar zor hiç sormayın . Aaa yaprakta yapmıştım aslında ama onu fotoğraflamadım.
Üzerine yumurta sarısı sürerseniz böyle kırmızı kırmızı olur sürmez iseniz beyaz olur. Evde pudra şekerim yokmuş bende tabağın kenarına toz tarçından süs yaptım. Oldu bitti. Ayyyy ! 170 derecede pişirmeyi unutmayın :)))

28 Şubat 2012 Salı

Biraz İçimiz Isınsın

Geçtiğimiz günlerde tüm dünya tarafından büyük bir şevkle Sevgililer Günü kutlandı. Ben de en hoşundan nasibimi almıştım. Bunuda ufak bir yazıyla paylaşmıştım. Bu özel günde yaratıcılık çok önemliydi. Coca Cola'da bunu gerçekleştirmiş. Bu videoya malzeme olan herkesi kutluyorum. Hepsi de çok sevimliler. Soğuk ve karlı bir İstanbul gününde biraz içimiz ısınsın istedim. Buyrun izleyelim..

                                                                  Mutluluk Makinası

24 Şubat 2012 Cuma

İlkbahar Yaz Koleksiyonundaki En Marjinal Parça

   
     Dün gün boyu İstanbul'da harika bir hava vardı. Bütün gün işyerine tıkıldıktan sonra şansımı deneyeyim belki eşimi kandırırım da biraz Kadıköy'de gezerim dedim...


22 Şubat 2012 Çarşamba

Kilo Sorunsalı...

    8 Şubat 2012 günü facebook adresimde böyle bir durum güncellemesinde bulunmuştum :)) -gazete manşeti gibi oldu -

'' Evliliğin bize faturası toplamda 12 kilo. Bu konuda da istikrarlı davranmışız ve 6'şar 6'şar bölüşmüşüz. Dün itibariyle 53.800 gösteren tartıyı esefle kınıyor ve çantamdaki son çikolatayla beraber hayatımda ilk kez hem de hafta başını beklemeden günün ortasında diyete giriyorum. Aynı kıyafetlere girebildiğim sürece sorun yok zannederken meğer bir paradoksu gerçek sanmışım. Şuurumu hangi yemeğe kattım acaba. ''    
İşte karşınızda örnek öğle yemeği menüsü. 

16 Şubat 2012 Perşembe

Ne İzlesek - Midnight in Paris

Karşımızda bir Woody Allen filmi.
Midnight in Paris.

Yönetmen koltuğundaki isim Woody Allen olunca filmde ister istemez bir kaç adım önde oluyor. Bence '' Paris'te Gece Yarısı '' başarılı bir film. Senaryosu,oyuncuları,görselleri,kostümleri,müzikleri herşeyiyle beni çok etkiledi.

14 Şubat 2012 Salı

Bugün Sevgililer Günüymüş.Hadi Kutlayalım :))

       Veeee karşımızda Dünya Sevgililer Günü... Anneler günü,babalar günü,anaokuluna giden çoçukları sevindirme günü,pembe ayakkabılılar günü,ulusal kucaklaşma günü,öpücük günü (böyle günler var mı bilmiyorum bir kaçını uydurdum sanırım) kısacası ben hiç haz etmem böyle paket günlerden. Ne hediye beklerim ,alırım. Ne trip atarım,ne naz yaparım. Benden bekleyen olursa kızar bi de üstüne fırça atarım. Ama sabahtan bu yana genç yaşlı bir çok kişi sevgililer günümü kutladı. Ben de asabi görünmemek adına sevimli sevimli etrafımdakilere gülümsedim ve tebrikleri ağır başlılıkla kabul ettim. Ama bu sevgililer gününün diğerlerinden daha farklı olacaktı. Eşimde, nereden çıktıysa çıkmış bir sürpriz yapmış bana. Ama öyle böyle değil. Hem bu kadar minik  (tek taş değil,onu evlenmeden önce kapmıştım ),maliyetsiz,paha biçilemez harika bi'şey. Zaten hayatımda ne gördüm ne de başka birinde tanık oldum. Hazırlık süreci 1 gün süren ve tüm ajanstaki arkadaşlarını da etkilemeyi başaran sevgili kocam şuan bu harika fikrin üzerinde geliştirmeye yönelik hazırlıklarına  ve çalışmalarına devam ediyor. 
     Tüm akşam kıvrandım. Tahmin yapıyorum ,tüyo istiyorum,kafa yoruyor. Yok yok yok.Nafile... Bi zarfın içine ne sığdırabilirdi ki. En kıro tahminlerimi dahi yaptım sırayla.Magnet, resimli anahtarlık, kişisel notluk, ayna,takı,toka...İllallah ettim,çatladım.  Ne yaptıysam hediyeyi tahmin edemedim. Zaten imkan da yoktu. Çünkü bi benzerini şimdiye kadar hiç görmemiştim. Zarfı ışığa tuttum,mınıcıkladım mümkün değil basmadı kafam. Şuan burada görselini paylaşmayı öyle çok isterdim ki ama malesef kendimi frenlemek durumundayım. Çünkü eşimde aynı şekilde internetteki yazsını iptal etti, tüm görselleri kaldırdı. Gecenin ilerleyen dakikalarında haberi olan herkesi ayağı aradı bi güzel tembihledi. Sağolsun onlarda bu durumuna hemen uyum sağladılar. Bense ilk şoku atlattıktan sonra,gecenin devamında hayal meyal uyuklayarak,yer yer zombi halde konuştum ama çok da mutlu oldum. Eğer bu heyecan verici gelişmeyi daha geniş bir hale getirip hayata geçirebilirsek,gene ilk duyuranın ben olacağımdan hiç şüpheniz olmasın.

      Dedim ya bu sevgililer günü biraz tuhaf diye ben de tuhafım hiç yapmadığım bi'şey yaptım ve dün bende kendi tarihimde bir ilke imza attım,sevgililer gününü de buna bahane ettim. Bakalım henüz ses seda yok. Yaktın beni PTT. Çağrı merkezine bıraktığım kaydı ben şahsen tekrar dinlemek istemem. Bazen çok acımasız oluyorum galiba.


             Cep telefonu ile çekildiği için pek net değil. İdare edin. Ama çok kıymetli  bir kare.

Bir zarfa ne mi sığar. Mutluluk Sığar..Aşk Sığar. İyi ki varsın aslan kocam.

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Muradıma Erdim

Uzun süredir mor bir saat almak vardı aklımda. Bu mor renk sevgimin boyutu nerelere kadar ulaşır henüz kestiremesemde siparişini markafoniden verdiğim saatim jet hızıyla elime geçti. Nazar değmesin bu aralar pek bi hızlılar. Ekran renginin de farklı tonlarda ayarlanabiliyor olması çok hoş. Böylelikle kendime doğum günü hediyesi almış oldum. Şimdi sıra çevremdekiler de :))

                                                             Rengi çok tatlı ama di mi :))) Üç gündür pek bi mesuduz.

Hala üye değilseniz bu bağlantıyla üye olabilirsiniz.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Bu Aralar Kafama Taktıklarım

     Mesela ben taç asla takamam.Şakaklarımı sıkar da sıkar, kaşındırır,rahatsız eder.Sinirime dokunur bu taç mevzusu.Toka da takmam mecbur kalmadıkça. Onu takamadığımdan değil lüzumlu görmediğimden :)) Lastik toka bile taksam saçımdan kayar düşer. O da sinirime dokunuyor. Okul yıllarımda bile salkım saçak dolaşırdım. Annemin ilk okulda saçıma binbir özenle taktığı tüm kurdelaları gün içinde koşup oynarken kaybederdim.
     Taç ve toka dışında kafama takabildiklerimden biri ise şapka. Farkılı farklı renlerde,şekillerde olan şapkalara bayılırım.
Bu aralar kafama bunları takıyorum :)))


8 Şubat 2012 Çarşamba

Boncuktan Peçete Halkalarım

Bu aralar peçete halkalarına sarmış durumdayım. İnternette bloglarda sürekli peçete halkalarına bakıyorum. Bazen yazan malzemeleri bulmak zoruma gidiyor,bazen kalabalık listeler canımı sıkıyor. Nede olsa bi yapı markete bi hobi dükkanına biyerlere gitmem gerek. Üşeniyorum açıkcası. Bende ne yapsam acaba diye düşünürken bütün malzemelerimin içinde bulunduğu kutuyu karıştırırken elime daha önceden almış olduğum kum boncuklar geçti. Bildiğim çok kolay bir örgü tekniği vardı. Daha önce kendime ve yakın bir arkadaşıma bu teknikle yüzük dahi yapmıştım, eee daha büyüğü neden olmasın. İlk aşamada 6 tane yaptım. Çok kısa sürede bitirdim. Her birine oyalanarak 30-40 dk içinde bir tane yapabildim.2-3 akşamda tv koltuğumda oturarak kolayca bitirdim.Şimdi evdeki tüm masa örtülerimle uyumlu peçete halkaları yapmaya karar verdim. Pembe ve mor sırada bekleyenler arasında. Boncuk örgü yöntemi bildiğim en basit el becerilerinden biri. Ben yaptığım peçete halkalarımı bitirdi ve sizin içinde fotoğrafladım. Merak eden olabilir diyede daha kolay anlaşılsın diye iki renkli olarak yapılışını anlattım.

Malzemelerimiz boncuk ve misina.

26 Ocak 2012 Perşembe

Ne İzlesek - BRIDESMAIDS

Sıkıcı kış akşamlarında evde yapılabilecek en harika program evde film izlemek. Zaten o lcd televizyonlara,dvd oynatıcılara onlarca para döküyoruz.Yok hd olsun,ses sistemi de alalım..ufak bir sinema kuruyoruz evlerimize.Oturup mis gibi evde izleyelim filmimizi. Ki bi de benim gibi dizi izlemeyen biri iseniz eve dvd kesinlikle şart. Doritos alaturkayıda açarım, üşenmezsem mısır patlatırım keyifle izlerim filmimi. Gerçi eve filmleri almak eşimin görevi.Yani tamamen doğal bir biçimde ona yükledim ben bu işi :)))  Tercihlerinden dolayıda kendisini burdan tebrik ediyorum. Bazen şikayetçide olmuyor değil. Sana film yetiştiremiyorum demeye başladı. Evdeki filmleri dolaplara ,çekmecelere sığdıramaz olduk. Bazıları arşivlik elbette. Fakat çoğunu arkadaşlarımıza dağıtıyoruz.


En son izlediğim(iz) filmlerden biri Bridesmaids. Dvdyi keyifle kapattıran bir film. Bazı filmler vardır ki dvdyi keyifle kapatamazsınız.Şükür bitti bile dedirtmez. O derece iğrençtir.
Nedimeler ise ; eğlenceli,keyifli hatta biraz romantik özünde güzel ve komik bir film. Çok güldüğüm  birkaç sahne var. Biri gelinlik seçimi sahnesi (akıllara zarar bir sahne) diğeride Annie'nin trafik polisinin dikkatini çekmek için arabada yaptıkları.Bu iki sahne çok keyifli. Mutlu sonlu bir film. Ve Annie'ye gelen parti davetiyesi kesinlikle herkesi etkilecek yaratıcı.Bazı beyinler nasılda çalışıyor  :))
Kısacası efendim bu filmi izleyebilirsiniz.Ben kefilim.


19 Ocak 2012 Perşembe

M.Ö. - M.S. ve Portakal Sorunsalı



Fotoğraf kaynak

Nedir arkadaş bu başlığın amacı diye sorgulamanıza sebep olmadan kısaca anlatacağım. Hemen hemen hepimizin evinde katı meyve sıkacağı var. Kimimiz hevesten,kimimiz ise ihtiyaçtan alıyor. İhtiyaç nasıl oluşur şöyle ki bebeğinize çocuğunuza taze taze meyve suyu içirme arzusuyla yanıp tutuşabilirsiniz.Ki eşim ve bende ileriyi düşünerekten bir yıl önce yani evlenirken böyle bir yatırım da bulunduk J

17 Ocak 2012 Salı

Güneşli Bir Pazar Gününden...

Şimdilerde benim için nefes almak deniz havası solumak demek oldu. İşte bu kadar kolay adapte oldum İstanbul'a :))

Ailem çok memnun  bu durumdan. Alıştın sen diyorlar. Uzaklığı böyle avunarak geçiştiriyoruz.Sizi bilmem ama bu hafta sonu benim için bambaşka başladı. Anne ve babam Ankara'dan kızlarını görmeye geldiler. Tabi damatlarını da. Cumartesi günü öğleden sonra başlayan kar pazar günü devam etmedi. Harika açık ve temiz bir hava vardı. Elbette çok soğuktu. Şu fotoğrafları çekmek o kadar zor oldu ki. Parmağım deklanşöre basamaz hale geldi.  Az ve öz bir kaç  kare çekmeyi başardım. Tüm soğuğa rağmen sahile kış gününde de uğramakla onunda gönlünü aldığımızı düşünüyorum.

10 Ocak 2012 Salı

PAÇİ : Bir Karadeniz Komedisi


Temsilinin başladığı günden beri gitmek için can attığımız bir oyun vardı. PAÇİ : Bir Karadeniz Komedisi…

Yakın bir zamanda İstanbul Halk Tiyatrosu tarafından sahneye konulan oyunu izleme fırsatımız oldu. Daha doğrusu davet edildik.  Hazır oyunun yazarı arkadaşımızken  ve  istemeden de olsa ertelediğimiz bu  programı gerçekleştirmemiz gerekiyordu.  Burak’tan gelen telefonla kendimizi  iş çıkışı Kozzy AVM’nin içinde bulunan Kozyatağı Kültür Merkezinde bulduk.  Burak, eşimin çok samimi arkadaşı. Bende arada kaynıyorum anlayacağınız.

Oyunun yazarı Burak Akyüz. Yöneten Kemal Başar. Erkan Can ve Neslihan Yeldan başrolde.  Fehmi Karaarslan , Murat Taşkent,Faruk Akgören,Tuğçe Güleç ve Nazif Uğur Tan’ın da sahnede göz doldurduğunu da unutmamak gerek.

Paçi ;  eğlenceli  ve komik bir oyundu.  Ama bir derdi de vardı.  Karadeniz’de ki kıyım gerçeğini görmezden gelen  herkese, hepimize bir göndermesi vardı.  İzleyicilere orda bişeyler oldu /oluyor fark etmediniz mi  dedi. Salondan çıkan herkes  yarım gülümsemesiyle düşüncelere daldı.

Biz Burak’ın yanındaydık ve sahneye oradan baktık. Oyunun sonunda bize sorduğu tek soru ‘’Derdimi Anlatabildim mi ?’’ idi. Kendi adıma evet.

Eğer  bu aralar programınızda tiyatro varsa. Tercihiniz Paçi’den yana olsun. Şimdiden iyi seyirler.

                                                          İmzalı tanıtım kartlarımız anı kutumuzdaki yerini aldı.

Burak'ın  facebook sayfasıda var.

Oyun programlarını İstanbul Halk Tiyatrosu'nun internet sayfasını ziyaret ederek rahatça takip edebilirsiniz.

5 Ocak 2012 Perşembe

= = = Yılın İlk Sendromu = = =


Bugün işe gelirken – kat katta giyinmişim bi de bunalmışım- içime bi hüzün çöktü. Kendimi başka bir şehrin sabahında bulmak istedim.. Şuan güneşin ısıtabildiği toplarda olmak istedim. Sonra bu düşüncede nerden geldi aklıma diye kurcalamaya başladım kendimi. Bedenim yeni bir tatil istiyordu sanırım. Haftalardır üstümde biriken yorgunluğu atmam lazımdı. Ailemden uzaktaydım,en yakın arkadaşlarımdan başka bi şehirdeyim. Hava soğuktu vs..vs.. Artık daha az mı konuşur oldum. Yoksa ben zaten az mı konuşurdum bide bunu tarttım. Dostlarımın izlerini yokladım sonra. Ankara’da iş çıkışlarında kızlarla buluşup yemeğe giderdik, kahve içer, sohbet ederdik. 



1 Ocak 2012 Pazar

Gelen Gideni Aratmasın.2012 İyiliklerin Başlangıcı Olsun.

Her yeni yıl yeni heyecanlarla gelir hayatımıza. Neler olacağını hiç bilemeyiz sadece iyi ve güzel dilekler dileriz. Bu yıl içimden bir dilek geçirmediğimi fark ettim. İlk dakikalarda eşime sarıldım, misafirlerimize güzel dileklerde bulundum. Herkes için önce sağlık diledim.