Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Her gün fink attığım internet aleminde benim de bir izim olsun istedim. Sevdiğim,nefret ettiğim,yaptığım,aldığım,izlediğim,dinlediğim,gördüğüm,yediğim,içtiğim,taptığım ne varsa topladım buraya...Ve yavruto@gmail.com' dayım.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

UK Part2: Londra'dan Kareler

Dikkat bol fotoğraf içerir...

Bir haftalık İngiltere ziyaretine bir kaç şehir,bol tren ve taksi yolculuğu,yaklaşık 2000 adet fotoğraf, bir doğum günü, bir İskoç-Türk ortak yapımı düğün ve bol anı sığdırdım.Londra'da geçen bir günün ardından elde kalan fotoğraflar eşliğinde ben anılarımı tazeleyeyim, siz de bana eşlik edin.




Yol üstünde tesadüfen rastladığımız Türk restoranında enfes yemekler sipariş ettik. 



Karnımızda doydu, artık yürümeye başlabiliriz.

 Yürüyoruz dediysek o kadar da değil :))
  Londra'da ulaşım için en doğru adres metro.
  Park,bahçe,saray her durak mevcut.Ama biraz kalabalık.
  Metrobüsten hallice :))

      Karşıdan karşıya geçerken ezilip,başlarına kalmayalım diye tedbir almışlar. İyide olmuş.
      Onlara göre biz,bize göre onlar ters.

İşte ağzımın suyunu akıtan manzara. Bizde de olsa keşke diyenlerdenim. Fakat bu Avrupa şehirleri hep mi ova üstüne kurulmuş arkadaş. Al Konya'yı vur Londra'ya. İstanbul'da nerde,nasıl kullanılır ki. İspark'ın bu yönde bir çalışması var fakat milyonlarca trafik canavarıyla aynı yollarda nasıl olucak çok merak ediyorum.

Reklam herşeydir,güzeldir,eğlencelidir,çiçeklidir...Fotoğrafta ürün yerleştirme vardır :))

Sırtınızı Bunkingham Sarayı'na döner ve aşağıda gördüğünüz yoldan dümdüz aşağıya iner  ve yolun bittiği noktadan sağa doğru saparsanız Big Ben'le karşılaşabilirsiniz :)))

                      Ama gene de  Big Ben'i ve Palace Of Westminster'ı bulmak turist halimizle pek kolay olmadı. İşin güzel yanı şuan size bir yol tarif eden var. Lütfen kıymetimi bilin.

İngilizleri tarihi açıdan,sömürgeci ruhlarından dolayı sevmediğimi açıkca söylemek istiyorum.
Fakat objektif davranıp doğru yönlerini de söylemek gerek. Kendi tarihi yapılarına saygılarını takdir ettim. Biz ise; yakalım,yıkalım yerine camlı binalar dikelim.Beyoğlun'daki o harika tarihi evler kirden pislikten görünmüyor.Periyodik olarak neden temizlenmiyor acaba.Bunu düşünmek ve programlamak çok zor olmasa gerek.   
Londra, İstanbul'un tırnağı bile olmaz olmasına da adamlar aşmış arkadaş.En kalabalık şehrinde trafik sorunu yok.Korna sesi yok.Yaya geçiti nedir herkes biliyor.Ben kendi evimin önünde yaya geçitini kullandığım halde karşıya geçemiyorum.Işıklarda sağa sola koşan insanlar yok.Bi biz mi gideceğimiz her yere geç kalıyoruzda sürekli koşuyoruz. Şehir de bir tane üst geçit yok. Hoş biz de var da sanki kullanıyorlar.Demirler üstünden yüksek atlama yapılıyor. Kimse kusura bakmasın,ciddi anlamda kültür eksiğimiz var.Bir çok yönden öndeler.Para birimleri gibi herşeyimizin üçkatılar.

      Parlemento binasının ana giriş kapısı. Buyrun duvarlarında işlemeler, aralarda bir sürü minik heykelcik ve oyuntular var. Peki kirli mi?..

Şehrin her bölümünde irili ufaklı sayısız park var. Onları ayrı bir post yapıcam.
                 
Hava olabildiğince soğuk,yağmurlu ve çoğu zaman gri bulutlarla kaplıydı. Bir hafta boyunca hiç güneş gördüğümü hatırlamıyorum. Öyleki güneş gözlüğümü hep otelde bıraktım. Buna rağmen güneşi öyle özlemişlerki o soğuk hava da bile sandalet giymiş kızlar görmek mümkün. Hele örgü elbiselerini çorapsız kabansız giydiklerini anımsayınca Türkiye'de yaşasalar nasıl manzaralarla karşılaşacağımızı siz düşünün artık. Londra sokaklarında harika stillerede tanık oldum. Tanımadığım kişilerin izinsiz fotoğraflarını çekmeyi doğru bulmadığım için herhangi bir fotoğraf yükleyemiyorum ama unutamadığım çok harika bir ayakkbı var. Beyaz zemin üzerine iri yeşil puantiyeli bir ayakkabı giymiş olan bir bayan gördüm. Çok hızlı yürüyordu,acelesi olduğu belliydi. O ayakkabıların fotoğrafını çekmek isterdim. Sıra sıra dizilmiş sanat okullarının önüne park edilmiş bisikletler,kapılarda oyalanan öğrenci profilleri gerçekten Avrupa'ya özgü karelerdi.

Geri kalan fotoğraflar peş peşe sizlerle;







                                                
                                                              Buckingham  Sarayı'nın çevresi

Kendime dair bazı notlarda aldım.
1- Bir daha ki İngiltere ziyaretinde 1- 2 gün Londra merkezde konakla.Şehri yürüyerek  ve bisikletle gez.

                                        M&S Food Türkiye'ye de gelsin.  Bu fikir tam benlik.



Üşenmeyip fotoğrafları eklemeye devam edersen bir sonraki post çok daha yakındır.

12 yorum:

ALIŞVERİŞ DANIŞMANI dedi ki...

Ruhu var ülkenin, karakteri var, ingiltere denince tüm dünyanın aklına gelen bir görüntüsü var. Off çok özendim şimdi!

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

Alışveriş Danışmanı,açıkcası kafamdaki İngiliz ön yargısının üstüne kocaman bir çarpı attılar. Herşeyden öte inanılmaz kibarlar.

deniz saatçioğlu dedi ki...

Canım, öncelikle başsağlığı ve tebrik mesajın için çok teşekkür ederim, eşinin annanesine uzun ömürler dilerim.

Ben şahsen bir Londra aşığı olarak severim İngilizleri çok. Hiç de öyle bilindiği gibi soğuk değillerdir. Ah nasıl da özlemişim, iyi geldi bu post.

denizsaatcioglu.blogspot.com

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

Deniz Saatçioğlu,teşekkür ederim. Seninde dediğin gibi hiç soğuk değiller.

Kalan Son Bulut dedi ki...

Sokaklar epey boş görünüyor. Nerede bu insanlar. Peluş ayının kombine enfes olmuş.

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

Kalan Son Bulut,gezici ruhlu bir ayıcık o diyelim :)) bizde açıkcası belli noktaların dışında kalabalığa rastlamadık. Esasında şehirdeler ama neredeler bende bilmiyorum.

What's Next dedi ki...

çok güzel olmuş bence bu kadar fotoğraf.. londra ya da genellersek ingiltere gitmek istediğim yerlerden biri :) sevdim çok!

bana da beklerim:
edankb.blogspot.com

mervoli dedi ki...

alışveriş festivali postunda bahsettiğin kadar ruhsuz olmasa da ankara, bir Londra asla olamaz, rüya şehirr, fotoğraflarrr daa harikaaaa,
sende seviyorsun sanırım fotoğraf çekmeyii, anı karelemeyii,
bloğunu sevdimmmm:))
sevgilerrr

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

What's Next,yorumuna cevap vermeyi atladığım için özür dilerim. Keşfedemediğim başka güzelliklerini özelliklede Galler bölgesini çok merak ediyorum.Kesinlikle planlarımın arasında.

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

mervoli, yanlış anlaşılsın istemem benim Ankara'ya değil sitemim. Tuhaf bir yaklaşımda bulunan belediye hedefimdi.Aksine nerede olursam olayım özleyebildiğim bir şehir. Fotoğraf çekmek gerçektende çok keyifli. Çoğu zaman yanımda olmayan makinamın aksine kafamda bir sürü fotoğraf çekiyorum :)))

Bolat dedi ki...

Üç yıldır biletlerimi atmıyorum enstelasyon yapacağım evimde :))

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

Bolat, sanırım bu bir hastalık yok olmuyor atamıyorum. Benimde buna dair fikirlerim var.