Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Her gün fink attığım internet aleminde benim de bir izim olsun istedim. Sevdiğim,nefret ettiğim,yaptığım,aldığım,izlediğim,dinlediğim,gördüğüm,yediğim,içtiğim,taptığım ne varsa topladım buraya...Ve yavruto@gmail.com' dayım.

27 Haziran 2012 Çarşamba

Büyükada... Pazar Ekinizi Israrla İsteyiniz.


             Eğer haftasonu olmuş ve günlerden pazar ise rahat bir ayakkabıya ve spf 50 faktörlü güneş koruyucu kreme olduğu kadar cesarete de ihtiyacınız var. İlk gidişiniz ise korkmayın,gidin olsun bitsin. Dönüşte akıllanmış olacağınızdan hiç şüpheniz olmasın. Bu yılın ilk ada çıkarmasını yapmış bulunuyoruz. Her gidişimde ayrı sevdiğim, tekrar tekrar hayran kaldığım Büyükada sevgim adanın yüz ölçümü kadar büyük sanırım. Kendisiyle ilk tanışmam 2 mayıs 2009 tarihine rastlıyor. O derece net hatırlıyorum :))

     Siz evde acaba gitsek mi? kaçta gidelim .... gibi türlü soru cümleleri ve telefon trafiği ile uğraşırken, İstanbul'un farklı noktalarından hareket eden büyüklü küçüklü insan grupları adayı çoktan ele geçirmiş ve ada yavaş yavaş daralmaya başlamış hatta zeminde hafif çökertiler bile oluşmuş olabilir. Ama biraz tecrübeyle her şey çok keyiflide olabilir.     

     Hareket kararınızla ihtiyaç listeniz giderek artarken yanızda mızmızlanmayacak tabanvayı kuvvetli kişilerin olmasına dikkat edin. İnsanoğlu sıcakta iyiden iyiye çekilmezler olabiliyor. Fazla kalabalık hiç bir zaman iyi değildir. Çoklukla ilgili o özlü sözü hepimiz içimizden geçirebiliriz.
    Biz minimum iki kişi gezebildiğimiz için gene yanımıza minimum iki kişi gezebilen bir çift arkadaşımızı alıp düştük ada yollarına.Saatlerimiz 3,15'i gösterdiğinde Bostancı iskelesindeydik. Adaya geçişi hareket saati daha yakın olduğu için motorla yaptık. Beklemek isterseniz 1 saat aralıkla kalkan vapurlarla da yapabilirsiniz.
     Bugüne dek adaya ayak bastığım ilk andan itibaren ilk hedefim dondurma yemektir. Önce ''ben sadece iki top yiiiiceem'' diyor. Ardından çeşit sarhoşu olup 4-5 top dondurma ile dondurmacının tezgahından çekiştirilerek uzaklaştırılıyorsunuz. Yanınızda bilincini kaybetmemiş yakınlarınızın olmasının kıymeti böyle kritik anlarda çok daha iyi anlıyorsunuz.
      Başı boş gezen atlar bahçelere dalıyor dersek tuhaf kaçmaz herhalde :))
      Peki alttaki fotoğrafta bulunan inekler. Ev sahibi kapısının girişini sevimli hale getircem diye binbir takla atsın, duvara demirler montelesin,saklılara çiçekler diksin. Hatçe teyzenin inekleri çiçeklerin tadına baksın, hatta saksıları devirsin. Güzel hayat yahu.


       Ada'da bisiklete binebilir, bahçeli güzel evlerin bulunduğu sokaklarda dolaşabilir, balık yiyebilir, tercih ederseniz denize girebilir, lunapark gazinosu olarak adlandırılan noktaya kadar faytonla ulaşabilir ardından Aya Yorgi kilisesine çıkabilir, mum yakıp dilek dileyebilir, usulen 23 nisan'da yapılması gereken çaput bağlama ve makaralarca iplik uzatarak ev,koca,okul,çocuk,araba,ayşe kocasından ayrılsın,mahmut bana baksın gibi bilimum dileği sınırsızca ve ısrarla isteyebilir hatta çevreyi dilediğiniz gibi kirletip, içtiğiniz su şişelerini ağaçlık alanların iç kısımlarına doğru fırlatabilir, boş makaraları etrafa savurabilir, insan kılığında gezinize devam edebilirsiniz. 


      Aya Yorgi kilisesinin bulunduğu noktaya ulaşmak için çıkmanız gereken mesafe 900 metre. Fotoğrafta ördüğünüz bu enfes yokuşu tırmanmanız gerekiyor. Şu dilek dileme,ip çekme mevzusuyla ilgili söyleyeceklerim henüz bitmedi. Neye inanırsanız inanın,dileğinizi dileyin iyi güzelde, dilek peşinde harcadığınız eforun onda birini çevreyi kirletmemek için harcasalar hiç değilse sevab kazanır elleri boş dönmemiş olurlar.Benden hatırlatması o dilekler kabul olmaz. Benim arkalarından ettiğim daha özlü ve insanlığı kapsayan evrensel dualar var onlar kabul oldu.

      Bir süre diş bileyip,siniriniz bozduktan ve yediğiniz dondurmanın kalorisini de yakmanın huzuruyla tepe noktaya ulaştığınızda işte ödülünüz bu manzara. Püfür püfür esen rüzgar da cabası.      
       Kilise akşam 5'e kadar açıkmış. Biz gittiğimizde ziyarete kapanmıştı. Daha önce gördüğüm için benim için üzücü bir durum oluşmadı. Kiliseye girerken kol ve bacaklarınızı örtmeniz gerekiyor. Tıpkı camilerde olduğu gibi örtü,şal vs.. veriyorlar. Pis mi ? Temiz mi ? olduğu belli olmayan eşyaları kullanamam valla. Hiç girmem daha iyi. Yanlış anlaşılmasın kilise onları her gün yıkıyor olabilir fakat bizim milletimiz işi bitince çıkarır atar üstündekini yere.
 
               Sıcak havanın etkisiyle sevimli manzaralar yaratan sokak hayvanları bana herşeyden daha sevimli geliyor. İnsanların pisliğinden ise hayvanların kirli halini tercih ederim. Vee ben bu yatışa özenirim.

     Buralara kadar çıkmışken kendinizi lezzetli yemeklerle ödüllendirin. Köfte,tavuk şiş, patates kızartması ve soğuk bira denendi,onaylandı. Mekan ufak,çeşit az ve malesef tek. Biz Heineken'nin olmadığı yerde Efes'e Abdurrahman Çelebi muamelesi yaptık.

                         Karnım doyup gözüm açılınca,vizörümde aydınlandı biraz.
       İskeleye iniş yolunda evlerin bahçelerinde ki meyve ağaçlarından ufakta olsa sebeplendik. Çiçekli yollardan fayton seslerini işiterek yürüdük.

           Uzun zamandır ağaç dalından koparıp meyve yememiştim .Göz hakkı bahanesiyle sadece üç adet erik kopardım. Çekirdeklerini de gene toprağa attım.


     
  Hiç acele etmeyin.Güneş usulüne uygun olarak ağır ağır  batarken ...
..siz uygun boyutlarda güvenli bir taş bulun, manzaranın ve sessizliğin keyfini çıkarın...

                                            Ve Belki üstümüzden bir kuş geçer  :)))

      Blogger uyarısı : Bisiklete binmek gerçekten harikadır.Ama yarım saati keyif fazlası size eziyet olacaktır. Tüm gün pedal çevirip pestiliniz çıkana kadar kendinize işkence etmeyin. Aya Yorgi'ye ulaşmak için gideceğiniz tüm mesafe yokuş. Fayton kullanın. Zaten dönüş yolunu günün keyfiyle yürüyerek yapmak 45 dakikadan fazla sürmeyecek. Pazartesi hem sendromlu,hem de pestili çıkmış bacaklarla hiç mi hiç çekilmez.

Güneşle adada vedalaşmak... Bir pazar gününden daha ne beklenir ki. 

14 yorum:

kozmetikperisi dedi ki...

Fotoğraflar o kadar güzelki adalara gitmek istedim şimdi:)bu arada çekilişime beklerim.
http://kozmetikperisi.blogspot.com

Adsız dedi ki...

Yaaaaaaa bayıldım fotoğraflara. Denizli'de yaşayan biri olarak İstanbul'a çok özeniyorum.
Buket

rosa y gris dedi ki...

İstanbul'a çok kez gelmeme rağmen adalara gitmek için fırsat yaratamadım bir türlü şimdi iyice özendim :)

çok güzel bir blogun var bana da bekliyorum :)
http://rosaygrismoda.blogspot.com/

Bolat dedi ki...

Adaya gidelim ama mangal yakmayalım :)) adaları yakıyoruz yanlışlıkla!

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

kozmetikperisi,teşekkürler.Yılda bir kaç kez uğramakta fayda var.Davetin için teşekkürler.

Buket, İstanbul'un özenilecek tarafları kadar inan uzak durulması gereken taraflarıda var :))

rosa y gris, bir sonraki ziyaretine adalar programınıda eklemelisin. Ziyaretine geleceğim.

Bolat, malesef bi kurtulamadık şu mangal alışkanlığından.Zaten en ufak sulak ve yeşil alanda hemen bi mangal yakılır.Yazıdada bahsettiğim gibi çevreye duyarsız bir milletiz.

Emel dedi ki...

Fotoğrafları çok beğendim.Uzak şehirlerden İstanbul'a bakmak acı oluyor.

BÜTÜ dedi ki...

ama ama bu bana yapılmaz ki adaları bu kadar özlemişken hem de :( .....

dondurması gözlerimin önünden gitmiyor şimdi :)

PINKY FASHION dedi ki...

Büyükadaya ne zaman gitsem, sanki İstanbul'dan çoko uzaklardaymışım hissini yaşar mutlu olurum:))

Sylwia dedi ki...

love those pics! ♥ especially the 1st one!

bensu dedi ki...

merhaba fotoğraflar çok güzel ;) Üyenizim, bende bloguma beklerim şimdiden teşekkürler,sevgiler...

http://www.bensukaya.blogspot.com/

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

Emel,teşekkür ederim.Bu kadar istiyorsan yakınınada geleceğinden hiç şüphem yok.
BÜTÜ, İstanbul'a dönünce ilk fırsatta adalara kaç o zaman,benim içinde dondurma yersin artık :))
PINKY FASHION, farklı insanlarda aynı etkiyi yaratması büyüleyici bence.
Sylwia,thank you.
Bensu, teşekkür ederim. Ziyaretine geleceğim.

Lila Moonlight dedi ki...

Harika resimler, cok guzel detaylar yakalamissin, gokyuzunun rengi harika, gunes batimi, o sirin bank, atlarin agac dallarindan otlanmasi : ) Buyukada ya gitmeyeli 10 yili gecti, eskiden cok gitmistim, ben de ozel bir yeri vardir, sagol tur icin : ) Ve bloguma hosgeldin, tatli yorumun icin cok tesekkur ederim, yine gorusmek uzere : )

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

Lila Moonlight,teşekkür ederim. Beğenmene sevindim.Blogunun içeriği bana o kadar uygun ki bayıldım mor detayların arasında dolaşmaya. Ziyaretin için bende teşekkür ederim.

Kokosss ;))) kelebek dedi ki...

adalara gıtmeyelı ne kadar cok oldu :((( ne harıka sahane fotolar hele gun batımına bıtıtm resmen :((