Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Her gün fink attığım internet aleminde benim de bir izim olsun istedim. Sevdiğim,nefret ettiğim,yaptığım,aldığım,izlediğim,dinlediğim,gördüğüm,yediğim,içtiğim,taptığım ne varsa topladım buraya...Ve yavruto@gmail.com' dayım.

28 Şubat 2012 Salı

Biraz İçimiz Isınsın

Geçtiğimiz günlerde tüm dünya tarafından büyük bir şevkle Sevgililer Günü kutlandı. Ben de en hoşundan nasibimi almıştım. Bunuda ufak bir yazıyla paylaşmıştım. Bu özel günde yaratıcılık çok önemliydi. Coca Cola'da bunu gerçekleştirmiş. Bu videoya malzeme olan herkesi kutluyorum. Hepsi de çok sevimliler. Soğuk ve karlı bir İstanbul gününde biraz içimiz ısınsın istedim. Buyrun izleyelim..

                                                                  Mutluluk Makinası

24 Şubat 2012 Cuma

İlkbahar Yaz Koleksiyonundaki En Marjinal Parça

   
     Dün gün boyu İstanbul'da harika bir hava vardı. Bütün gün işyerine tıkıldıktan sonra şansımı deneyeyim belki eşimi kandırırım da biraz Kadıköy'de gezerim dedim...


22 Şubat 2012 Çarşamba

Kilo Sorunsalı...

    8 Şubat 2012 günü facebook adresimde böyle bir durum güncellemesinde bulunmuştum :)) -gazete manşeti gibi oldu -

'' Evliliğin bize faturası toplamda 12 kilo. Bu konuda da istikrarlı davranmışız ve 6'şar 6'şar bölüşmüşüz. Dün itibariyle 53.800 gösteren tartıyı esefle kınıyor ve çantamdaki son çikolatayla beraber hayatımda ilk kez hem de hafta başını beklemeden günün ortasında diyete giriyorum. Aynı kıyafetlere girebildiğim sürece sorun yok zannederken meğer bir paradoksu gerçek sanmışım. Şuurumu hangi yemeğe kattım acaba. ''    
İşte karşınızda örnek öğle yemeği menüsü. 

16 Şubat 2012 Perşembe

Ne İzlesek - Midnight in Paris

Karşımızda bir Woody Allen filmi.
Midnight in Paris.

Yönetmen koltuğundaki isim Woody Allen olunca filmde ister istemez bir kaç adım önde oluyor. Bence '' Paris'te Gece Yarısı '' başarılı bir film. Senaryosu,oyuncuları,görselleri,kostümleri,müzikleri herşeyiyle beni çok etkiledi.

14 Şubat 2012 Salı

Bugün Sevgililer Günüymüş.Hadi Kutlayalım :))

       Veeee karşımızda Dünya Sevgililer Günü... Anneler günü,babalar günü,anaokuluna giden çoçukları sevindirme günü,pembe ayakkabılılar günü,ulusal kucaklaşma günü,öpücük günü (böyle günler var mı bilmiyorum bir kaçını uydurdum sanırım) kısacası ben hiç haz etmem böyle paket günlerden. Ne hediye beklerim ,alırım. Ne trip atarım,ne naz yaparım. Benden bekleyen olursa kızar bi de üstüne fırça atarım. Ama sabahtan bu yana genç yaşlı bir çok kişi sevgililer günümü kutladı. Ben de asabi görünmemek adına sevimli sevimli etrafımdakilere gülümsedim ve tebrikleri ağır başlılıkla kabul ettim. Ama bu sevgililer gününün diğerlerinden daha farklı olacaktı. Eşimde, nereden çıktıysa çıkmış bir sürpriz yapmış bana. Ama öyle böyle değil. Hem bu kadar minik  (tek taş değil,onu evlenmeden önce kapmıştım ),maliyetsiz,paha biçilemez harika bi'şey. Zaten hayatımda ne gördüm ne de başka birinde tanık oldum. Hazırlık süreci 1 gün süren ve tüm ajanstaki arkadaşlarını da etkilemeyi başaran sevgili kocam şuan bu harika fikrin üzerinde geliştirmeye yönelik hazırlıklarına  ve çalışmalarına devam ediyor. 
     Tüm akşam kıvrandım. Tahmin yapıyorum ,tüyo istiyorum,kafa yoruyor. Yok yok yok.Nafile... Bi zarfın içine ne sığdırabilirdi ki. En kıro tahminlerimi dahi yaptım sırayla.Magnet, resimli anahtarlık, kişisel notluk, ayna,takı,toka...İllallah ettim,çatladım.  Ne yaptıysam hediyeyi tahmin edemedim. Zaten imkan da yoktu. Çünkü bi benzerini şimdiye kadar hiç görmemiştim. Zarfı ışığa tuttum,mınıcıkladım mümkün değil basmadı kafam. Şuan burada görselini paylaşmayı öyle çok isterdim ki ama malesef kendimi frenlemek durumundayım. Çünkü eşimde aynı şekilde internetteki yazsını iptal etti, tüm görselleri kaldırdı. Gecenin ilerleyen dakikalarında haberi olan herkesi ayağı aradı bi güzel tembihledi. Sağolsun onlarda bu durumuna hemen uyum sağladılar. Bense ilk şoku atlattıktan sonra,gecenin devamında hayal meyal uyuklayarak,yer yer zombi halde konuştum ama çok da mutlu oldum. Eğer bu heyecan verici gelişmeyi daha geniş bir hale getirip hayata geçirebilirsek,gene ilk duyuranın ben olacağımdan hiç şüpheniz olmasın.

      Dedim ya bu sevgililer günü biraz tuhaf diye ben de tuhafım hiç yapmadığım bi'şey yaptım ve dün bende kendi tarihimde bir ilke imza attım,sevgililer gününü de buna bahane ettim. Bakalım henüz ses seda yok. Yaktın beni PTT. Çağrı merkezine bıraktığım kaydı ben şahsen tekrar dinlemek istemem. Bazen çok acımasız oluyorum galiba.


             Cep telefonu ile çekildiği için pek net değil. İdare edin. Ama çok kıymetli  bir kare.

Bir zarfa ne mi sığar. Mutluluk Sığar..Aşk Sığar. İyi ki varsın aslan kocam.

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Muradıma Erdim

Uzun süredir mor bir saat almak vardı aklımda. Bu mor renk sevgimin boyutu nerelere kadar ulaşır henüz kestiremesemde siparişini markafoniden verdiğim saatim jet hızıyla elime geçti. Nazar değmesin bu aralar pek bi hızlılar. Ekran renginin de farklı tonlarda ayarlanabiliyor olması çok hoş. Böylelikle kendime doğum günü hediyesi almış oldum. Şimdi sıra çevremdekiler de :))

                                                             Rengi çok tatlı ama di mi :))) Üç gündür pek bi mesuduz.

Hala üye değilseniz bu bağlantıyla üye olabilirsiniz.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Bu Aralar Kafama Taktıklarım

     Mesela ben taç asla takamam.Şakaklarımı sıkar da sıkar, kaşındırır,rahatsız eder.Sinirime dokunur bu taç mevzusu.Toka da takmam mecbur kalmadıkça. Onu takamadığımdan değil lüzumlu görmediğimden :)) Lastik toka bile taksam saçımdan kayar düşer. O da sinirime dokunuyor. Okul yıllarımda bile salkım saçak dolaşırdım. Annemin ilk okulda saçıma binbir özenle taktığı tüm kurdelaları gün içinde koşup oynarken kaybederdim.
     Taç ve toka dışında kafama takabildiklerimden biri ise şapka. Farkılı farklı renlerde,şekillerde olan şapkalara bayılırım.
Bu aralar kafama bunları takıyorum :)))


8 Şubat 2012 Çarşamba

Boncuktan Peçete Halkalarım

Bu aralar peçete halkalarına sarmış durumdayım. İnternette bloglarda sürekli peçete halkalarına bakıyorum. Bazen yazan malzemeleri bulmak zoruma gidiyor,bazen kalabalık listeler canımı sıkıyor. Nede olsa bi yapı markete bi hobi dükkanına biyerlere gitmem gerek. Üşeniyorum açıkcası. Bende ne yapsam acaba diye düşünürken bütün malzemelerimin içinde bulunduğu kutuyu karıştırırken elime daha önceden almış olduğum kum boncuklar geçti. Bildiğim çok kolay bir örgü tekniği vardı. Daha önce kendime ve yakın bir arkadaşıma bu teknikle yüzük dahi yapmıştım, eee daha büyüğü neden olmasın. İlk aşamada 6 tane yaptım. Çok kısa sürede bitirdim. Her birine oyalanarak 30-40 dk içinde bir tane yapabildim.2-3 akşamda tv koltuğumda oturarak kolayca bitirdim.Şimdi evdeki tüm masa örtülerimle uyumlu peçete halkaları yapmaya karar verdim. Pembe ve mor sırada bekleyenler arasında. Boncuk örgü yöntemi bildiğim en basit el becerilerinden biri. Ben yaptığım peçete halkalarımı bitirdi ve sizin içinde fotoğrafladım. Merak eden olabilir diyede daha kolay anlaşılsın diye iki renkli olarak yapılışını anlattım.

Malzemelerimiz boncuk ve misina.