Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Her gün fink attığım internet aleminde benim de bir izim olsun istedim. Sevdiğim,nefret ettiğim,yaptığım,aldığım,izlediğim,dinlediğim,gördüğüm,yediğim,içtiğim,taptığım ne varsa topladım buraya...Ve yavruto@gmail.com' dayım.

24 Temmuz 2012 Salı

Pikselli Elbise

     Yanımda fotoğraf makinem olmadığında kafamın içinde binlerce fotoğraf birikiyor. Beynim bir nevi hafıza kartı görevi görüyor. Fakat bu hafıza kartı her fotoğraf karesinden sonra kendi kendini biçimlendiriyor ve geriye içi boş bir hafıza kartı  kalıyor.
     Ertelenen fotoğraf kareleri çoğaldıkça çoğalıyor. Fotoğraf makinesiz anlarda göz bebeğimle odaklanma yapıp, göz kapağımı her kırpışımda saniye 3 kare fotoğraf çekebiliyorum. Ama gene de elim boş.

19 Temmuz 2012 Perşembe

Kuruşluk Mutluluk


          Annesi beyaz t-shirt ve şort giydirmiş yollamış işe oğlunu.
Markette poşetleme işine yardım ediyor.
Bütün gün sahip olmadığı ürünleri poşetlere koyup size uzatıyor.
Gönlümüzden kopacak bozukluklara talim...
       Bu sabah çok masum bir erkek çoçuğuyla karşılaştım.
Bozukluklarımdan(!) arındım, saçını okşadım, teşekkür ettim.

10 Temmuz 2012 Salı

♥ ♥ ♥ Anne Eli ♥ ♥ ♥

    Ailemin Ankara'da benim ise İstanbul'da yaşıyor olmamdan dolayı sıklıkla anne baba ziyaretine nail oluyoruz. Bu dönem benim en rahat olduğum zamanlardır. Eve geldiğimde yemek hazır olur, dün yıkanmış çamaşırlar ütülenmiş halde ortadan kalkmıştır,buzluğa yeni sebzeler eklenmiş,bulaşık makinası boşaltılmış ve sürahi her daim su ile doludur...
   
   Tüm bunların yanı sıra eve geldiğimde zile basmak ve kapının açılması harika bir duygu. Dün eve girdiğimde bazanın altı açılmış eşyalar etrafa saçılmış  evin iki odası kullanılmaz hale gelmişti. Kapının kenarından sevimli bir surat ''iyi erken geldin, hadi şunları bi yerleştirelim'' dediğinde tüm yorgunluğunuza rağmen söz dinlemek ise anne sevgisidir.


   Etraf toplanıpta eşyalar yerleştikçe gözünüze çok tanıdık fakat neden pembe kovanın kenarından sarktığını anlamadığınız bir cisim çarpar.Üstelik yan tarafta bulunan o uzun etiketide hala üzerindedir.Hafifçe o cisme doğru yaklaşırsınız ve yok canım,hadi beee ordan.. gibi terbiyeli bir kadına hiçte yakışmayacak largelıktaki bazı sözcükler dudaklarınızdan istemsizce dökülmeye başlar.
Akabinde bu ve buna benzer bir dialog doğar.

 - Anne bu bluzu nerden buldun.
 - Sepetten aldım. (Doğruydu, 1 ay kadar önceydi.İstanbul'a yaz henüz gelmişti ve ben yazlıkları çıkarırken o bluzu yumuşatıcı kokmuyor diye temiz fakat yıkanması gerekenler sepetine eklemiş ve  depo görevi gören ebeveyn banyosuna koymuş(tıkmış da olabilirim)dum.)
 - Hangi sepetten ?
 - Belediye'ye vereceklerim var demiştin ya onların arasından.
 - Ne alakası var anne. Onlar onlar değil ki.... Peki ne yapıyorsun bununla.
 - Camların önünü siliyorum.
 - Anne bula bula Zara bluzumu mu buldun.
 - penyesi iyi su çekiyor.

    Anneler için bluzun rengi,sezonu,fiyatı,markasının hiç bir önemi yoktur. Önemli olan el kadar olmaması ve iyi su çekmesidir. Evdeki microfiber ve cam bezi eski köye yeni adet getirmektir. Ve bir anne için konu temizlik ise gerisi teferruattır. Aslolan anne elidir...Feda olsun benim elma kurduma.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Fotoğraf Makinasından Aksesuar Olur Mu ?

          Yaptım olacak :))
           Başka çarede yok zaten. Uzun süredir aradığım ama bir türlü bulamadığım fotoğraf makinası baskılı t-shirtü geçen hafta Mudo'da buldum.